kalem oynatan ile ayı oynatanın buluştuğu yer...

17/8/2007 - CAPITOL PUNISH

 

   ''Köstebek maması çıkmış'' dedi, fısıldayarak kör ihtiyarın kulağına. ''Ama kim bir köstebek beslemek ister ki?''

   ''Ben!'' diye atıldı ihtiyar kör adam. ''Körün halinden kör anlar'' Bastonundan destek alıp doğruldu, ağır adımlarla yürümeye koyuldu. Şanslı bir köstebek peşi sıra seğirtti, ihtiyar kör adamın ardından.

   Muammer bu epik teatral giriş ile güne başlamasına sevindi. ''Sırada ne var Cenk?'' diye seslendi, yüzü gökyüzüne dönük olduğu halde.

 

 

   Sırada saz benizli bir kız vardı, otobüs bekliyordu. Kızın yanına gidip fısıldadı: ''Mühürlenmiş zaman - Tarkovski.''

   Saz benizli kız karşılık verdi: ''Mühürlü dudaklar - Demet Akalın.''

   ''Olsun'' dedi içinden Muammer, ''ilk adım olumlu ya, bu da yeter bana.''

   Kız sert baktı bir an ve bullak olmuş suratına Muammer'in, çantasından çıkardığı spreyi sıkıverdi. Muammer acıyla çırpındı. Durağın duvarına kafa attı. Kanlar içinde yere serildiğinde bir fıssst daha yedi şer kızın spreyinden. Kendine geldiğinde cüzdanı yoktu. Şer kız cüzdanının yerine vesikalık bir resmini koyup kayıplara karışmış olmalıydı. Karşısına çıkacak ilk barmene bahşiş eşliğinde bu kızı tanıyıp tanımadığını soracaktı.

 

   Altın günü bugün. Bütün poaçaları arayın. İçlerinden birinde bir çeyrek altın var. Şanslı kişi olmayı uman bütün orta-üst yaş kadınlarını balkondan aşağı atın, tanık bırakmayın. Altın günü bugün! Ne mutlu bu günü görene ve o çeyreği bulup bana getirene. Altını bulmadan poaçaları yemeyin, çayları içmeyin.

   İçlerinden çok acıkmış biri yumuşacık bir poaçayı olduğu gibi bir lokmada yutar ve çeyrek de içindedir. Bir kazanan var, evet bir kazanan! O kişi şu an aramızda.

 

Pi (1998) Yön: Darren Aronofsky

  

   Irmağa eğilir adam. Başını akan suya sokar. Çıkardığında başka biri olmuştur. Yeni bir yüz, yeni bir kimlik.

   Tanık koruma programına alınan kişi estetik ameliyatı esnasında bu rüyayı görür. Ameliyat hala sürmektedir. Rüya da öyle: Adam akan suda kendini görmek ister ve dehşete kapılır. Bu yüz ihbar ettiği, yakalattığı, aslında masum olan adamın yüzüdür. Tekrar kafasını suya sokar. Su birden kızıllaşır, kana dönüşür. Başını bir türlü çıkaramaz, çırpınmaktadır kabusunda. Ameliyatında da kan basıncı hızla düşmektedir. Ele verdiği adam aynı dakikalarda zehirli iğneyle ölüm yolculuğuna çıkmıştır. Adamımız masada kalır.

 

The Fountain (2006)  Yön: Darren Aronofsky

 

UZAK

 

''Uzak'' filmi baştan aşağı insanın gelgitleriyle, kaybettikleriyle, metaforlarla doludur.. Örneğin adamımız evinde misafiri yanındayken belki yüzlerce kez seyrettiği ''Stalker''ı seyretmektedir. O meşhur raylardaki 5 dakika süren vagon sekansını.. Amacı köyden gelmiş yakınının sıkılıp odasına gitmesi, kendini yalnız bırakmasıdır. ve bu gerçekleşir de.. eleman odasına gittiğinde, ardından bakar ve videoya bir erotik film koyar... Burada kendimizden de birşeyler buluruz.. Yapmak istediklerimizle yaptıklarımız acı bir şekilde çarpışır ve ekşimsi bir tat bırakır dimağlarda..
Bir örnek daha.. yolculuk esnasında çok güzel bir manzara görür ve güneş o an mükemmel ışık vermektedir.. Bir resim çekmek için durur ve üşenir ekipmanı yerleştirmeye.. ''boşver, gidelim'' der.. bu da derin anlamlar içeren bir sahnedir.. o resmi çekseydi ortaya mükemmel bir şey çıkabilirdi belki de.. ama hayatının özeti gibidir bütün davranışları da... İçki masasında arkadaşları şaka yollu bunu yüzüne vurduklarında, bahsi kapatıp ''karı'' mevzusuna geçmek ister... Köylüsünden duyduğu rahatsızlığın sebeplerinden biri de budur. O'na normal davranış kalıplarını bilmeden empoze edip durması adamımızı rahatsız etmekte, girmiş olduğu görünmez kabın içinde duvarlarının yıkılmasından korkmaktadır...
Geçmişinde yaptığı bencillikler/hatalar ruhunu kanatıp durmakta, dingin görüntüsünün ardında derin acılar çekmektedir.. Yakınlarını hem seven hem de nefret eden bir ruh karmaşasını, sırıtmadan yansıtabilmek yönetmenin ve oyuncunun ustalığını gösterir. Köyünden gelen elemanımıza geçersek, kendinin bu yeni bölgede yabancı olmadığını hissettirmek isterken özellikle kızlara, acemice hareketler yapması başkalarının onun farkında olmamalarının farkında olmamasıyla gülünç/trajikomik bir hal alır. Büyük şehire gelmek hayata yeni başlamak gibidir ve onun yaşayacağı acemilikleri kaldıracak kimse yoktur etrafında.

Yorum yaz!

2007-08-18 01:03:32 - Gökkuşağından Darağacı

Yazan: dilsizmutercim
ilginç...
Buara birçok şey beni bunaltıyor. En çok endişe ettiğim şeylerden biri de benim yüzümden başkasının bunalması. Bu nedenle uzun uzun yazmayayım diyorum. Yorum kısmını da kapatmaya meylettiğinize göre siz de farklı bir sancılı zaman mı geçiriyorsunuz diye düşünüyor insan. Ayak altında durmamak mı gerek böyle zamanlarda bilemiyorum. Sanki bu bir kurgunun parçası değil. Neyse spreyli kız da bana çok garip şeyler anımsattı, bayanların başına bela olan erkeklerden çok şimdi daha farklı yapışkan bir tablo var karşımızda. Belki yakında gazozlara ilaçları bayanlar koyar. Yüz değiştirme olaylarında aklıma ilk; suyla çalışan araba geliştirip bu konuda ilerleme katettiği için peşine benzin şirketlerinin adam taktığı ve bu yüzden kimliğini ve yüzünü değiştirdiğini öğrendiğim biri geliyor. Birini görev icabı da olsa gammazlamak insan fırtatı için garip bir durum olsa gerek.

"Etrafta neler olup bittiği değil mesele,
Bunları yaşarken içinde neler olup bittiği ...

Hayatla oyun oynamadım...
Ama oyunlarımı da kazanmak için oynamadım...
Kaybetmekle, kazanmak arasındaki ince çizgide yürümek için oynadım.
Kazandığımda ne hissedeceğimi bilmek için kazandım.
Kaybettiğimde ne hissedeceğimi bilmek için kaybettim.
Kazanmak isteyipte kaybettiğimde ne hissedeceğimi bilmek için oynadım,
Kaybetmek isteyipte kazandığımda ne hissedeceğimi bilmek için oynadım...

Hep kazanmamı istediklerinde bıraktım, hep kaybettiğimde devam ettim..."

Bu yukarıdaki satırları ve bir de Ravel'in savaşta sağ elini kaybeden bir piyanist için yazdığı "sol el konsertosu"nun bulabildiğim bir kaydını cuma hediyesi olarak size manen armağan ediyorum;
http://youtube.com/watch?v=CPrc0LaiCxk
http://youtube.com/watch?v=0g7D3KQB3_E

*********************************************************************************
yazdıklarınızdan bunalmam söz konusu olamaz.. ters orantı hesabı karamsarlaştıkça yazılar içime daha bir yaşama sevinci dolar.. yazarken özgürsünüz, kafanıza göre takılabilirsiniz.. derin anlamlar çıkarılsın istemem yazdıklarımdan, kusmak gibi birşey diyelim benim ki.. kötü kokan birşeyleri ortalığa boşaltmak.. bilmiyorum, ya da tam tersi mi? derinlerden bir inci tanesini kaçırmak mı diyelim, yaratıcılığın karanlık derin sularından ve insanlarla paylaşmak.. bu bir ihsan olur belki o zaman, bir nimet... yorumlara ve ya yazılara yorum yazmak beni daha çok kıvrandırıyor.. yazının hakkını vermek istiyorum.. bu da biraz eleştirmen bilgi ve kıvraklığı istiyor ki ben bu kalıba girmekte zorlanıyorum.. şu videolara bakalım bir..
...
başlığa nerden aklıma geldiyse gök kuşağından darağacı yazmışım şiirini de eklemek geldi içimden belki bir ara silerim;
GÖKKUŞAĞINDAN DARAĞACI
Şimdi'nin bedeni yok,
Yontuyor geçmiş bilgisiyle
gelecek belki olur diye taşı,
taşını kokluyor
yontu dağılıyor...

Şimdi'si yitik
bundan boyuyor
boyuyor eline aldığı
ağacın üzerine tüneyip
duvarını, tavanını, geçmişi
ve geleceği ve her yanını;
dal kırılıyor...

Şimdi'si yitik
diziyor diziyor notalarını,
göğe ışık üzerine boncuklarını,
ucuza getiriyor varlığını
sonsuzun sessizliğiyle
sonlunun gürültüsü arasında,
O bitirince kıyısında gezindiği
yol çöküyor...

Şimdi'si yitik
bundan yazıyor
yazıyor enine boyuna
içini ve dışını ve yeri
ve göğü ve suyu,
bindiği kadırga
o inince batıyor
müntehir şair nilgün marmara

Düzenleyen dilsizmutercim gün: 19/8/2007 saat: 19:36
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Taş zemine atılmış kilimin üstünde uyumakta olan fakir, yarı-bilgenin ayağına takılır. Fakirin rüya alemindeki bütün camdan labirentleri tuz buz olur. Yarı-bilgenin de uyuşuk beynindeki bütün çıkmaz yollar silinir. Birbirlerine muhtaçtırlar artık. Kendileri için yaratıldığını düşündükleri suni evrende yürümeyi sürdürürler. Nereye kadar? Saçmalık uzar gider, tahammül edilemeyecek bir noktada yerini huzura bırakır.

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım
yoket8
dilsizmutercim
bilogger
jeshem
micheck